Connect with us

Overwatch

Dünyayı cesaret kurtaracak: Overwatch’un hikayesi

Gerçek kahramanlar asla vazgeçmez.

Piyasaya sürdükleri neredeyse her oyunda üzerinde bolca düşünülmüş karakterler, hikayeler ve evrenler oluşturmayı başaran Blizzard’ın son oyunu ise Overwatch. Gelin milyonlarca kişi tarafından severek takip edilen oyunun hikayesine bir göz atalım.

Günümüzden tam 60 yıl sonrasında başlayan hikayede insanlığın durumu her ne kadar harika görünürse görünsün olayın iç yüzü hiç de öyle değildir. Teknolojik açıdan neredeyse bir devrim yaşamış insanlık artık günlük ihtiyaçları için robotları etkin bir biçimde kullanmaya başlamıştır. Bu robotlar ise bizim şu an bildiklerimizden çok daha farklıdırlar. Kendi kendilerine düşünme yetileri oldukça gelişmiş olan bu robotlar, yani Overwatch evreninde bilinen adları ile ‘Omnicler’ bir süre sonra gelişmiş zekaları ile içlerinde bulundukları durumu sorgulamaya başlarlar. Tahmin edebileceğiniz gibi sonuç onları pek de memnun etmez…


İnsanlığa karşı bir isyan hareketine girişen Omnicler kendi ordularını kurarak Omnic hakimiyetinde olacak bir dünya için savaşmaya başlarlar. İnsanlık bu aşamada neredeyse tüm iş alanlarını Omniclere emanet etmenin ne kadar yanlış bir karar olduğunu anlar. Zira Omnicler çalıştıkları alanları kullanılamaz hale getirerek insanlığın elinde bulunan kaynakları bir bir yok etmeye başlamışlardır. Sırtını yıllarca Omniclere dayamaya ve rahatlığa alışmış insan ırkının elinden ise bu yıkımı çaresizce izlemek dışında pek de bir şey gelmez…

Kahramanların Yükselişi

Robotların hakimiyeti altına girmenin eşiğinde bulunan insan ırkı bu duruma bir çözüm bulmak umudu ile Birleşmiş Milletler toplantısı düzenleme kararı alır. Dünyanın tüm ülkelerinden gelen temsilciler bu istila hareketine karşı bir çözüm üretmeye çalışırken en parlak fikir Gabrielle Adawen adlı genel sekreter tarafından ortaya atıldı. Adawen dünya genelindeki en başarılı askerler, bilim adamları ve doktorlardan oluşacak bir ekip kurulması fikrini ortaya attığında diğer temsilciler fikir karşısında oldukça heyecanlandı. Overwatch olarak adlandırılan bu ekibe toplantıya katılan tüm ülkeler ellerindeki en son teknoloji ürünü silah ve ekipmanları göndermek konusunda anlaştı.

Overwatch ekibi böylece ortaya çıkmış oldu ancak ortada bir sorun vardı. Ekip kimlerden oluşacaktı? Böylece Overwatch ekibinin başına eski bir ordu mensubu olan ve asker geliştirme programından çıkmış olan Gabriel Reyes yani bizim bildiğimiz adı ile ‘Reaper’ getirildi. Gabriel Reyes’in yanı sıra kendisi gibi bir ordu mensubu ve asker geliştirme programının bir parçası olan yakın dostu John ‘Jack’ Morrison’da ekibe dahil edildi. Bizler onu şu an Soldier 76 adı ile tanıyoruz. Kurucu ekip diye adlandırabileceğimiz bu küçük birliğin son üyesi ise Angela Ziegler oldu. Ziegler başarılı bir asker olmasının yanı sıra aynı zamanda iyileştirme yetenekleri ile de öne çıkıyordu. Ve böylece bizim bildiğimiz adı ile ‘Mercy’ de ekibe dahil oldu.

Bu üç kişilik ekip dünyanın dört bir yanından en yetenekli savaşçıları bünyesine katmak için vakit kaybetmeden çalışmaya başladılar. Başta Gerard Lacroix olmak üzere orduda pilot olan Lena Oxton (Tracer), Shimada klanından Genji Shimada, başarılı bir zırh yapımcısı olan Torbjörn Lindholm, özellikle yakın dövüş konusundaki maharetleri ile dikkat çeken Reinhardt Wilhelm ve oldukça gelişmiş bir zekaya sahip olan goril Winston böylece ekibe katılırlar. Böylece orijinal Overwatch ekibi kurulmuş oldu.

Overwatch üyeleri dünyanın her yanındaki Omniclere karşı savaşarak insanlığı neredeyse kesin görünen bir esaretten kurtardılar. İsimleri tüm dünya insanlarınca sevgi ile anılan Overwatch artık herkes için kurtarıcı mertebesindeydi. Birleşmiş Milletler tarafından kurulan bu ekibin artık yepyeni bir misyonu vardır. Dünya çapında insanların özgürlüğü için savaşmak ve bunun yanı sıra araştırmalar yapmak ile görevlendirilen ekip zamanla yeni üyelerin de katılımı ile büyür.

Dünyanın huzurunu korumak ile görevlendirilmiş ekip bu sırada kendisine bir de düşman edinmişti elbette. Talon adı verilen bir suç örgütü ile girilen çatışmalar çoğunlukla Overwatch ekibinin lehinde sona eriyordu. Bu durum karşısında bir plan yapan Talon üyeleri ekibi içten vurmanın tek çözüm olacağı sonucuna vararak Gerard Lacroix’ın eşi Amelie’yi kaçırdı ve çeşitli yöntemler ile ona geri dönülemez bir biçimde hasar verdiler. Overwatch ekibi tarafından Talon’un elinden kurtarılan Amelie dışarıdan normal görünse de içten içe bambaşka birine dönüşmüştü. Kurtarıldığı günden iki hafta sonra eşi Gerard Lacroix’ı öldüren Amelie yaratıcılarının ellerine geri dönerek Talon saflarına katıldı. Üzerinde deneyler yapılmaya devam edilen Amelie artık bildiğimiz adı ile Widowmaker’a dönüşmüştü.

Kahramanların Düşüşü

Yaşanan bu olayların ardından ekip içerisinde de çatırdamalar başlamıştı. Bir zamanlar iki yakın dost olan Reyes ve Morrison arasındaki görüş ayrılıkları her geçen gün artıyor, bu durum da ekibin işleyişine büyük bir ket vuruyordu. Omnic tehlikesinin bastırılmasında oynadığı önemli roller sayesinde Birleşmiş Milletler kararı ile kumandanlığa terfi ettirilen Morrison, yakın dostu Reyes tarafından büyük bir kıskançlık ile izleniyordu. Takımın ilk resmi kumandanı ünvanını alan Morrison ve Reyes arasındaki fikir ayrılıkları gün geçtikçe arttı. Bu durum elbette ki takım arasında da büyük çatışmalara neden oluyordu. Böylece takım Reyes ve Morrison destekçileri olarak ikiye ayrıldı.

Tüm bunlar olurken dıştaki olaylar da Overwath takımının huzurunu kaçırıyordu. Kavuşulan yeni refah ortamının da etkisi ile insanlar Overwatch takımının yaptıklarını unutmuş ve ekibe karşı protestolara başlamışlardı. Bir zamanların kahramanları artık istenmeyen kişiler ilan edilmişlerdi. Ekip için ölüm vuruşu ise içten gelen bir darbe ile oldu. İsviçre’de bulunan genel merkez binasında karşı karşıya gelen Reyes ile Morrison arasında gerçekleşen şiddetli bir çatışma sonucu bir patlama gerçekleşti. Birleşmiş Devletler tarafından patlamada Morrison ve Reyes’in öldüğü açıklandı.


Ancak gerçekler böyle değildi. Patlamadan Talon tarafından kurtarılan Reyes tıpkı Amelie üzerinde yapılan deneyler gibi bir dizi deneye tabi tutularak iyileştirildi. Ancak bu deneyler sonucunda vücudu da tanınmayacak bir hal aldı. Böylece bildiğimiz Reaper ortaya çıktı. Reaper artık Talon bünyesinde terörist saldırıları düzenleyeceği bir kimliğe bürünmüştü. Bu sırada Morrison için Birleşmiş Devletler tarafından bir cenaze töreni yapıldıysa da patlama sonrasında bedenine asla ulaşılamadı. Bu olaylardan 5 yıl sonra Soldier 76 adıyla ortaya çıkan Morrison, Overwatch binalarından çaldığı ekipmanlar ile yeni kimliğini oluşturmuştu. Artık tek amacı ekibin dağılmasının ardında yatan gerçek sebepleri ortaya çıkartmaktı.

Bu olayların ardından dağılan ekip artık dünya insanları tarafından da tamamen zararlı olarak görülüyordu. Ekibin dağılmasının ardından Cebelitarık’ta bulunan araştırma istasyonuna kendini kapatan Winston bu durumdan rahatsızdı. Dünya hala korunmaya muhtaçtı, bunu gerçekleştirebilecek tek güç de kendilerindeydi. Bulunduğu yerden tüm eski ajanlara bir çağrı yollayan Winston’a ilk geri dönüş yapan ise eski dostu Tracer oldu. Böylece ekip küllerinden yeniden doğarak kötülüklere karşı savaşmak için yavaş yavaş yeniden toplanmaya başladı.

5 yaşından beri oyun oynuyor, bunun son birkaç senesinde de oynadığım oyunlar hakkında yazıyorum. Yarı zamanlı öğrenci, tam zamanlı sıradan insan.

Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAÇIRMAYIN

Overwatch